olu
tamamlayıp biraz uğraştıktan sonra Antalya'da benzinciyi bulup yakıt
almak üzere aracı durdurdum. Araçtan inmeden sol kapıyı açarak
pompadaki görevliyi çağırdım, "İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu
doldurdum, buraya kadar 700 km geldim, ibre hala yarıdan fazla
gösteriyor!" dedim. Görevlinin ilk tepkisi, "İbre yanlış gösteriyor?"
oldu. "Hayır" dedim, "gayet doğru gösteriyor!". Bunun üzerine, "nasıl
geldin, yavaş mı geldin" muhabbeti başladı ve o da acaba depo kaç litre
alacak diye en az benim kadar meraklandı. Depoyu büyük bir titizlikle
doldurdu. Hatta pompa üçüncü kez de otomatik olarak atınca (Peugeot,
kullanım kitapçığında pompa üçüncü kez atınca doldurmayı bırakın diyor)
yeterli olduğunu söyledim, ama bir hakem titizliğiyle, "dur, dur, hile
yok" diye takılarak biraz daha doldurdu. 703.7 km geçmiştim İstanbul'da
depoyu doldurduktan sonra. Değerli pompacı arkadaşımızın bütün
çabalarına rağmen 26.58 litre motorin alabildi depo. Benzin pompasının
göstergesine göre ödeyeceğim tutar da (o günkü fiyatla) 59.01 YTL idi,
yani yakıt masrafım. Bu tüketim 100 km'de ortalama 3.77 litreye
karşılık geliyordu. Yani, görev tamam, amacıma ulaştım. Sabah 07:45
İstanbul Kozyatağı'ndan depoyu doldurup yola çıktıktan sonra hava
kararırken, 703.7 km'nin ardından 18:45'te Antalya'daki benzinciye
hedeflediğim sürede ve hedeflediğim yakıt tüketimiyle ulaşmış oldum.
Başlıktaki sorunun cevabı, evet, bir depoyla 1588 km gidilebilir!
Nasıl bir yolculuk oldu?
Bu yolculuk aslında aşırı
yavaş giderek yapılmış bir yolculuk olmadı. Her şeyden önce, gerçek
trafik koşullarında yapıldığı için, trafik kurallarına ve daha genel
olarak trafik güvenliğine uygun bir şekilde kullanmak gerekiyordu. Bu
nedenle yolculuğun ilk bölümünde İstanbul'da Kozyatağı'nda depoyu
doldurduktan sonra TEM Adapazarı kavşağına kadar otoyolda hedef hız 90
km/s idi. Otoyolda daha yavaş gitmek tehlikeli çünkü diğer araçlarla
hız farkı ne kadar yüksekse, kaza riski de o kadar artıyor. Adapazarı
gişelerden itibaren Antalya'ya kadar ise hedef hız 80 km/s idi.
Sonuçta, yemek ve diğer molalar için harcanan zaman çıkarılıp kalan
zaman ile geçilen kilometre hesaplandığında ortalama hız 71.2 km/s
olarak çıktı. Adapazarı'na kadar olan bölüm yolun beşte birinden biraz
fazlasını oluşturuyordu. Bu nedenle otoyoldaki hızın ortalama hıza
etkisi fazla olmadı. Ortalama hızın düşük çıkmasının nedeni tabii ki
gerçek koşullarda gidilmesi. Gişede, trafik ışığında durup beklemek,
yavaş araçların arkasında bir süre gitmek, jandarmanın kimlik kontrolü
için durdurması vb. biraz zaman kaybına neden oldu. Ayrıca
Kozyatağı'ndan TEM'e çıkmadan önce küçük bir kaza nedeniyle 1-2
dakikalık bir sıkışıklık oldu ve Antalya'ya ulaşınca da istediğim
benzinciyi buluncaya kadar akşam trafiğine (neyse ki İstanbul kadar
kötü değil) yakalanıp vakit ve yakıt kaybettim. Ama gerçek koşulda
testte zaten böyle şeyler olması beklenir. Bunun dışında, artık bende
alışkanlık haline geldiği üzere, yumuşak bir şekilde hızlandım, uygun
zamanlarda gecikmeden üst vitese geçtim ve öndeki trafiği iyi bir
şekilde izleyerek ve mümkün olduğunca az gaz vererek fren yapma
ihtiyacını en aza indirmeye çalıştım. Her aracın motorunun ve vites
kutusunun özellikleri farklı. 1.4 HDi motorunun 307'de kullanılan
versiyonu 160 Nm torkunu 2000 devir/dakikada veriyor. Hedef yol boyunca
aracı beşinci viteste 2000 d/d civarında tutmaktı. Bazen düz yolda
yavaşlayınca ya da yokuş çıkarken dördüncü vitese geçmek gerekti. Bunun
dışında, en yüksek hız en düşük tüketim hedefine uygun olarak şanzıman
hep beşinci vitesteydi.
|
Artık 307'de sunulmayan bir motor: 1.4 HDi
Doğrusu
Golf sınıfı da denilen bu sınıfta Peugeot'nun 307'de 1.4 litrelik (70
beygir) bir motor sunması birçok kişiye şaşırtıcı gelmişti. Çünkü,
genelde bu hacimdeki motorlar daha küçük sınıftaki otomobillerde
sunulur. Tabii, teknoloji birçok eski genellemeyi geride bırakmaya
neden oluyor. Aslında, 1.4 litrelik yüksek basınçlı ortak yakıt hattına
(common rail) sahip bu turbodizel motorun sağladığı tork 1.6 litrelik
benzinli bir motorun torkundan daha fazla. Üstelik bunu, 3500-4500 gibi
devirlerde değil, daha 2000 d/d'den itibaren sağlıyor. Yani çok daha
kullanışlı. Buna rağmen, bu kasayla bile en az tüketen dizel motorlar
kadar da düşük yakıt tüketimine sahip. Fabrika rakamlarına göre şehir
içi tüketimi 5.5 litre/100 km. Benim İstanbul'un yoğun trafiğinde elde
ettiğim rakam ise 6.5 litre/100 km civarında. Yani, koşullar göz önünde
bulundurulduğunda gerçekçi sayılır. Şehir dışı tüketimi ise fabrika
rakamlarına göre 4.0 litre. Antalya yolculuğu bunun hayal ürünü
olmadığını gösterdi. Normalde, araç yüklüyken normal hızlarda bile
şehirlerarası yollarda 5 litre civarında bir tüketim elde edilebiliyor.
Peugeot, yenilenen 307'de bu motorun yerine 1.6 litre 110 beygirlik
dizel motorun daha düşük güçteki modeli 90 beygirlik motoru sunuyor. Bu
yeni motor artık sunulmayan 1.4 HDi motora göre daha iyi performans
sağlıyor ama yüzde 10 civarında daha fazla tüketiyor (ortalama 4.5
litre yerine 4.9 litre/100 km) 1.4'ün çok cimri olduğunu düşünürsek,
yine de düşük sayılabilecek bir tüketim rakamı bu. Ama daha çok şehir
içinde kullanıldığında aradaki fark açılıyor. Benim gibi ekonomiye daha
çok önem verenler için 1.4 HDi iyi bir seçenekti. Hatta bu motorun 16
supaplı 92 beygirlik bir kardeşi de Citroen tarafından C3'te
kullanılıyordu.
|
|
Dizel motor kullanım tekniği
Dizel
satışlarının artması ve dizel motorlu araçların trafiğe çıkmasıyla
birlikte bazı uyum sorunları da yaşanmaya başlandı. Sürücülerin bir
bölümü (taksiler dahil) dizel motoru benzinli motor gibi kullanıyor,
üst vitese geçmeden önce 4000-4500 devir/dakika'ya kadar çıkıyor.
Halbuki, dizel motorların verimliliği (çoğunlukla) 3500 d/d'den sonra
hızla düşmeye başlıyor. Hem daha iyi hızlanma hem de daha düşük yakıt
tüketimi için üst vitese geçip, torkun en yüksek olduğu 2000 ile 3500
arasındaki devirlerden yararlanmak gerekiyor. Ekonomik kullanmak
istiyorsanız, tercihen 2000 ile 3000 d/d arasında kalınmalı. Yani,
3500 d/d'deyken hızlanmak istiyorsanız yapmanız gereken en doğru şey
önce üst vitese geçip ondan sonra gaza basmak olacaktır. Dizel
motorların özellikleri genel olarak benzese de, tork eğrileri (hangi
devirde ne kadar tork sunduklarını gösteren grafik) ve vites oranları
farklılıklar gösteriyor. Bu nedenle, araçla ilgili biraz bilgi edinmek
aracı daha verimli kullanmak açısından yararlı olur. Doğrudan
direksiyona oturan biri de motorun hangi devirden itibaren iyi tepki
göstermeye başladığını ve bu yüksek çekiş gücünün hangi devirlere kadar
devam ettiğini zaman içinde anlayabilir ve alışabilir. Motorun
özelliklerine uygun bir şekilde kullanılmasıyla hem daha iyi performans
elde ediliyor hem de yakıt tüketimi düşüyor.
|
|
Başka araçlarla da bu yakıt tüketimine ulaşmak mümkün mü?
Artık
satılmayan 1.4 HDi motorlu 307 şu anda yolda görebileceğimiz büyüklüğü
ne olursa olsun en ekonomik araçlardan biri. Daha düşük yakıt tüketimi
için aynı motoru kullanan daha küçük otomobillerden başlayarak mini
sınıftaki otomobillere bakmak gerekir. Örneğin, Peugeot 206, Citroen
C3, C2, Ford Fiesta (1.4 TDCi, aynı motor). Bu motor bir ara Citroen'in
307 ile aynı sınıftaki eski Xsara modelinde de sunuldu.
Peugeot-Citroen'in dizel motorları, aynı zamana Ford'da ve Volvo'da da
kullanılıyor. Bunun yanında, yeni nesil yüksek basınçlı yakıt hattını
(common rail) kullanan birçok şirket çok verimli dizel motorlar
sunuyorlar. Renault ve Fiat da bu alanda önemli uzmanlığa sahip. VW
Grubu (VW, Audi, Skoda, Seat) ise pompa enjektörlü dizel teknolojisiyle
düşük yakıt tüketimi sağlıyor. Araçların teknik bilgilerinde yakıt
tüketimleriyle ilgili ayrıntılar belirtiliyor. Az yakıt tüketen birçok
dizel (ve benzinli) araç seçeneği var. Ama, bu testte de görüldüğü
gibi, aracın ne kadar tükettiği kadar, nasıl kullanıldığı da önemli.
Ekonomik araç + ekonomik sürücü = ekonomik tüketim.
|